Jim Carrey, "The Number 23" ile bürüm bürüm olan ciddi sinema yapma hevesinden bir nane olmayacağını anlamış olmalı ki, "Yes Man" ile "Liar Liar" ekseninde bir filmle tekrar komediye dönüyor.
Carl Allen, karısı tarafından terkedildikten sonra hayatında tatsızlık eksik kalmayan zavallıca bir adam. Sıkıcı bir işi var, bankadaki iş arkadaşları ile geçinemiyor, hayatında maceralı hiçbir şey yok, zaten sosyal hayat diye bir şeyi de kalmamış. Tavsiye üzerine katıldığı bir kendini geliştirme semineri sonrası, kendine teklif edilen her şeye evet demeye ikna oluyor.
Konuyu düşünürsek, her şey; Carl’ın türlü şebeklikler yapması, kendini olağan üstü zor durumlara sokması için ayarlanmış. Önceleri, “evet”in gücü ile aldığı Korece dersleri, gitar çalma seminerleri, bir nişanı kurtarmak veya intihar etmek üzere olan bir adamı yaşamaya ikna etmek gibi iyi şeylere vesile oluyor. Ancak kısa sürede işler çığırından çıkıyor, film de romantik komedi ayarından çıkıp terbiyesizleşmeye başlıyor. Carrey’in yeteneğini konuşturmaya başladığı kısımlar da işten buradan itibaren başlıyor.
Çoğunuz, Jimbo’nun son sıkı komedi performansının, 2003’teki “Bruce Almighty”de kaldığında hemfikir olacaktır. Hemfikir olmayanların aklı da “Liar Liar”da kalmıştır kesin. Carrey, “Horton Hears a Who”yu tanıtmak icin American Idol de kocaman bir çift fil kulağı takıp şebeklik yapmıştı ya, “Yes Man”deki komedik performansı sayesinde böyle pazarlama kepazeliklerine artık ihtiyacı kalmayabilir. Yani bildiğiniz Jimbo geri döndü. Judd Apatow mafyasının tarzı, komediyi tekrar şekillendirmişken asla eskisi kadar büyük olamayacak ancak yine de şükür kavuşturana.